Sensiz bu aşka elveda
Ağlasam da yansam da
Dayanırım inan yokluğuna
Hatalara elvedaHasret vurunca bin parça
Yalnızlığım boşlukta
Alev alev yansın
Dudaklarım öp beni son defa

Her sevda bir veda bin ceza
O son bakıştaki dumanlı gözler
Mahkum olan o son bir kaç damla
Hesap sorar sana sana

Yalvarırım sana
Ben ağlarken
Sen ne olur bakma
Dayanamam inan
Ellerimde bu siyah güller
Hasret acı verse yine de
Elveda veda

Bir gün darılıp bir gün barışma
Aklımı başımdan alma
Yaktığın ateş bırak ta yansın
Beni kül edip te bırakma

Sanma ki yerin dolacak senden başka biri benim olacak
Ne bana senin gibi bir sevgili
Ne de sana benim gibi seven bulunacak

Zamansız esme ayırma rüzgar
Daha yaşanacak günlerimiz var
Dünyamı zindan eden sevgili
Bilmem ki bana ne kastın var

Sanma ki yerin dolacak senden başka biri benim olacak
Ne sana benim gibi bir sevgili
Ne sana benim gibi seven bulunacak

hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken veda busemi
yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

hani ey gözlerim bu son vedada,
yolunu kaybeden yolcunun dağda
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın?

gelse de en acı sözler dilime
uçacak sanırdım birkaç kelime…
bir alev halinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın?

aldığım her nefesin birisi senin
hasret sarhoşuyum dolaşır dilim
gittiğim yolların kenar köşenin
attığım her adımın birisi senin

paylaşırım seni yalnız seninle
gündüzler seninse geceler benim
bildiğim bir his var sana içimde
yediğim her lokmanın yarısı senin

gözlerim karardı sana hasretten
saklama gel artık kendini benden
ne zarar gördün ki benim sevgimden
al iki gözümün birisi senin

paylaşamam seni hiçkimselerle
üç günlük ömrüme ışık tutansın
bir gün gel koşarak kader utansın
ömrümün defteri böyle kapansın

Böyledir ayrı kalmak,
Ayrı yaşamak candan.
Dolarsın ansızın boşalacakmış gibi
Susarsın bir aşkın en başında
Kesilir soluklar
Duyulur hıçkırıklar.
Gece olunca vurur hayaller karaya
Gezinirsin sahilinde yalnızlığın
Seversin elinden bir şey gelmez
Yanar için için yürek
Kanarsın unuturum palavralarına.

Eğer seviyorsan,yaşayacaksın
Durmayacaksın kırmızı ışıklarda
Geçeceksin hızını alan bir tay gibi,
Çünkü darılır aşk
Dışlar seni mutluluktan.
Eğer seviyorsan,yaşayacaksın
Yaşayacaksın eğer seviyorsan
Yani seviyorsan yaşayacaksın
Korkmayacaksın kelimelerle oynamaktan

Aşk nasıl durur ?
Yakışır mı bize demeyeceksin.
Yakıştıracaksın üzerine giydiğin bir elbise gibi
Saracak seni,
Alacak üşüme hissini içinden.
Sonra yanacaksın terlemeden
Aydınlanacak ruhun
Sonra koşacaksın,
Sonra coşacaksın
Sonra sarılacaksın,
Sonra dur diyeceksin zamana,

Aşk savaş ister çoğu zaman,
Yarınlar içindir tüm mücadele
En masum savaştır aşk,
Kan dökülmez .
Durur kanaması yüreğin.
Aşk barışmaktır şartlarla,istemesen de,
Ayakta kalmaktır çoğu zaman aşk,
Gözünü karartmaktır,istemektir en çok isteneni.
Susamaktır aşk,
Kana kana içmektir bir pınardan
Doymamaktır aşk.

Aşk tek hecedir aslında
Üç harftir özü
Bir nefestir,tek soluktur
Bir sesli,iki sessiz
Zordur oysa,
Aşkı bulup da ayrı kalmak.
Aşk durmaz yürekte,
Ağızda durduğu gibi…

Eğer seviyorsan yaşayacaksın,
Korkmayacaksın yaşamaktan.
Yaşatacak seni aşk…

İlhami Kaya

 

Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suçortağısın.

Yapma bunu bana!

Bahar, yalvarırım çek git işine!

Salma üstüme çiçeklerini, aklımı çelme!

Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.

Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek…

Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem…

Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek…

Yapma bunu bana bahar,

Böyle üstüme gelme!

Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı…

Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime…

Kalbimin buzları erimiş.

Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir…

bir de sen çıldırtma beni…

Krizdeyim ben… Tembelliğin sırası değil, uyamam sana…

Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.

Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni…

Bulutların üşüşmesin başıma…

Girme kanıma benim… yoldan çıkarma!..

Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi,

Sevdanın suç ortağısın.

Kıyma bana!..

Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.

Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin…

O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman…

Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları…

Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan…

Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında…

Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz…

Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden… yüreğim viraneye…

Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da…

Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.

İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar…

İş açma başıma…

Git işine!

Yoldan çıkarma beni!

Can Dündar

Her gidişinin ardından ben kaldım yalnız,
Bir parçam da öldü seninle,
Belki de hala yaşıyorum sen de…
Sahte sevdaların arasında bir parça ben kalmışım,
İstiyorum geri kalanımı,
Ya da bu yarımlığımı tamamlamayı…

Sen Varken Ne Kadar Uzağım Ki Sana…

Uzaklıklar dedik hep… Nerede bir sebep gerektiyse ‘aşk’a dair, hep

uzaklık dedik adına… Gül” ü kokladık, gül rengi yollar aştık…

Bir gülün kokusu kendine ne kadar uzak ve yakışıksa, biz de o kadar uzağız

işte sevgili… O kadar uzak ama yakın… İki ayrı kanat ama aynı gövdede…

Aynı bedende…

Biliyor musun sevgili, denizi görsem sanki sen aylar sonra ilk kez

göreceksin de, sanki aylık turkuaz hasretlerin bir anda dinecek de,

içimdeki ben, bir ben değilmişim bir de senmişsin gibi sevinecek oluyor…

O kadar hazırım ki içimi yeşil kabuğumun dışına taşırmaya… Sorsan

bilmezler, bilirsin…

O kadar sever oldum ki bakarken resmine… Sanırsın gözlerim, gözlerin… Ve

sen kendine baktıkça, kendine bakıp utandıkça ben daha bir seviyorum

içimdeki ’sen’i…

İçimdeki ’sen’lik içimdeki beni bastırıyor…

İçim öyle gıdıklanıyor ki… Senin adına seni sevmek…Bilinmeyen, hiç

bilinmeyen bir dinin hiç bilinmeyen baş rahipleri gibi kıdemli, hiç var

olmayan bir şairin hiç yazmadığı şiiri kadar sanatkar…Öyle karışığım ki, öyle kendimde ama kendimde olduğum kadar bende değilim

ki… Öyle sarhoş ama öyle ayığım ki, öyle uzak ama öyle yakınım ki…

Tıpkı,tutsam elini içinin sonsuzluğunda öbür ucuna dokunmaya çabalar

gibi… Sende ama uzunca bir el….

Sende ama uzunca bir el…

Gülerken bir başka oluyorum artık biliyor musun? Sanırım sen güldüğün vakit

gülüyorum artık ben… Sonrası malum…. Güldüğünü bilmenin verdiği haz, bir

de huzur içimde, taa derinlerde, göze çarpınca da gamzelerimde…

Biliyor musun?

Cebimdeki son taşı

Attım gönlünün kuyusuna

Dileğim

Yeşil bir tutam yosun

Mavi sularında…

Aşk adına, cenneti turkuaza bulamak adına… Sen ve ben adına… Uzak ama

yakınlık adına… Söylesene, sadece ikimizin varolduğu bir cennette ne kadar uzak olabiliriz birbirimize? Yolu yordamı birse aşkın ve aşığın, hangi

uzaklık manidir ki düşlenebilirliğine kavuşmanın, sarılıp ağlaşmanın,

öpüşüp, koklaşmanın…?

Öylesine uzadı ki saçlarım ellerin değdi değeli…

Olmuşluğuna adaklar adadığın aşk benim…

Beni… Beni… Beni…

Sen bilirsin sevgili… “Sen”… Söylesene… Bana ‘ben’i anlatsana biraz…

Sendeki beni seviyorum ben… Gözlerinin önündeki ‘ben’i seviyorum… Karşına

geçtiğim vakit yalnız ’sen’i değil ‘ben’i de görüyorum ben…

Öyle ya, gözlerin… Gözlerim…Yüzündeki ak gülücük benim…

Gözlerindeki ak ışıltı benim…

Durma, kullan sendeki beni senden yana. Bendeki beni benden yana kullan,

Hani ki nihayetidir sana benliğimin benden yana kullanılışı.. Değil mi ki

amacımız “cennet” ise, eylemlerimiz, tüm eylemlerimiz “cennet” adına?

Öylesine yakınım ki sana… amacım “cennet” iken öylesine yakınım ki

sana…Tıpkı dünya ve kıyamet gibi…Tıpkı hayat ve insan gibi… Göze

gelirliğine değil de, anlamında dize gelir gibi…

Öyle ki anlamaz yollar dilimi, öyle ki anlamaz dağlar halimi… Öyle yollar

var ki içimde, öyle virajlar, öyle asfaltlar var ki içimde… Hepsini öyle

dize getiriyorsun ki gözlerindeki parlaklıkla, kucaklayışındaki sıcaklıkla,

dokunuşundaki aşikar tavrınla, patikalar uzanıyor kalbime kalbinden yana

-ıssız ve sakin, güvenli ve seçkin…

O kadar seviyorum ki beni sende yaşatışını..Şimdi fark ettim; öğlen oldu,

daha bir sigara bile içmedim…Şimdi ağrıdı başım, şimdi titriyor elim…

Dudağımdaki ak duman sensin…

Her nefeste içime dolan sensin… Derin derin soluduğum, usul usul üfleyip

yoğrulduğum sensin…

“Unutkanlıklarımda, farkında olmadığım ertelenişlerimde” sen varken, ne

kadar uzağım ki sana?